balın faydaları nelerdir

acı tatlı deli tutan bal hangi hastalıklara etkisi vardır

bal ile ilgili bilgiler hakkında yazılar şifalı bitkiler bal nedir kürü hangi rahatsızlığa faydalıdır nelere iyi gelir ne işe yarar hastalık tedavi edici iyileştirici özellikleri ve zararları nelerdir
balın özellikleri : Bir bitki olmamakla birlikte, tam bir şifa kaynağı ve doğal bir ilaç olan Bal, arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınan özlerden imal edilen çok faydalı bir besindir. Balın rengi, şeker dengesi ve tadındaki farklılık tamamen toplanan nektarlardan kaynaklanmaktadır. Bal üretimi çok büyük bir çaba gerektirir. 450 gramlık saf balı elde edebilmek için yaklaşık olarak 17.000 balarısının 10 milyon çiçeği ziyaret etmesi gereklidir.
balın faydaları : Bal çok iyi bir enerji kaynağıdır. Besleyici değeri çok yüksek olan Bal, kansızlar için kan deposudur. Vücuda ve gözlere kuvvet verir. Boğaz ağrılarına ve iltihaplara şifadır. İdrar söktürücüdür. Mide ve bağırsaklardaki yaralara ve karın ağrısına iyi gelir. Sinirleri yatıştırır ve rahatlatır.
bal neye iyi gelir : Kalp çarpıntısı ve yüksek tansiyona karşı faydalıdır. Kanı temizler, kan dolaşımını düzenler. Damar sertliğine karşı faydalı olur. Soğuk algınlığına şifadır. Ballı süt bağırsak parazitlerini düşürmekte yararlıdır. Bala tuz katılıp yenirse balgam söktürür. Bal, Sarılığa iyi gelir. Yaraların iyileşmesini hızlandırır. Cildi besler, nemlendirir ve yumuşatır.
bal nasıl kullanılır : Sindirime gerek kalmadan direk kana karışır. Özellikle ılık su ile şerbet yapılıp içilirse birkaç dakikada kana karışıp vücuda enerji verir. Bal yenebileceği gibi cilde ve yaralara da sürülebilir.
bal nasıl tüketilmeli : Şerbeti ile gargara yapılırsa boğazları rahatlatır. Çay ve süt gibi içeceklerde şifalı bir tatlandırıcı olarak kullanılabilir.

acı bal, tutan bal, deli balın faydaları : Karadeniz bölgesine özgü olan ve “acı bal” ve “tutar bal” isimleriyle de bilinen bu bal,Türkiye’nin kuzeyinde fundagiller familyasından orman gülü türleri, geniş alanlarda yetişmektedir. Deli bal halk arasında geleneksel olarak gastrit, ülser gibi mide, bağırsak sistemi rahatsızlıklarında günde 1-2 çay kaşığı dozda kullanılmaktadır. Ancak bu bal dozu artırılarak tüketildiğinde zehirlenmelere neden olur. Deli balın zehirliliği çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Atinalı Ksenofon, ‘Anabasis’ isimli eserinde, M.Ö. 400 yıllarında bu bölgeden geçen Grek ordusundaki askerlerin bu baldan zehirlendiğini anlatmaktadır. Orman gülü türlerinin, dolayısıyla deli balın zehirliliği, taşıdığı grayanotoksinlerden kaynaklanmaktadır

İlk olarak MÖ 401 yılında Xenophon’un notlarında, yolu Trabzon’a düşen Yunan askerlerinin bu baldan yemeleriyle literatüre girmiştir. “Bu köylerde onları şaşırtan bir tek şeyle karşılaştılar: birçok kovan vardı ve bu ko-vanlardaki peteklerden bal yiyen askerler kustular, ishal oldular ve içlerinden hiç biri ayakta duramıyordu; az yiyenler körkütük sarhoş olmuş insanlara, çok yiyenlerse azgın çılgınlara, hatta can çekişen insanlara benziyorlardı. Bu durumda birçoğu bir boz-gun sonrasındaymış gibi yere serilmiş büyük bir umutsuzluk başlamıştı. Ertesi gün kim-senin ölmediği görüldü ve sarhoşluk yakla-şık olarak bir gün önce başladığı saatte geçti. Üçüncü ve dördüncü gün müshil almış gibi bitkin düşmüş halde ayaklandılar” Daha sonraki dönemlerde Plinius’un (MS 77) notlarında baldan bahsedilmektedir. “Arıların yiyeceği o kadar önemlidir ki bu yüzden balları bile zehirli olabilir. Pontus’ta Herakleia’da aynı arılardan olan ballar bir kaç yıl sonra öldürücü olurlar. Otoriteler bu balların hangi çiçeklerden yapıldığını açıkla-mamışlardır … Bir çeşit bal daha vardır ki, aynı Pontus bölgesindeki insanlar arasında yaygındır ve meydana getirdiği çılgınlığa maenomenon denir” (Plinius, Nat. Hist. XXI, XLIV, 74, 77)

Yine Yunanlı yazar Strabon’un notlarında deli balın Karadeniz’li Heptakometler tarafından düşmanı altetmek amaçlı kullanıldığını okumaktayız. “Heptakometler, Pompeus’un ordusu dağlık ülkeden geçerken, üç Roma bölüğünü imha etmiştir. Bunlar, ağaç sürgünlerinden elde edilen delibalı kaselerle yol üzerine bıraktılar ve askerler bunu yiyipte bilinçlerini kaybe-dince, onlara saldırarak kolayca hepsini saf dışı ettiler. Bu vahşilerin bir kısmına da By-zeres denir” (Strabon, Geographika, XII, III, 18) 1844 yılında Rize’yi ziyaret eden Alman bilim adamı Karl Koch’da deli bal konusunda eski yazarların notlarını ilettikten sonra, bal tutmasına sebep olarak çeşitli yazarlarca ö-ne sürülen şimşir, karayemiş ve komar (or-man gülü) bitkilerini tartışmış ve en muhtemel adayın komar bitkisi olduğuna kanaat getirmiştir. Orman gülünün sahil kesiminde mor, yüksek kesimlerde beyaz çiçek açan tür-lerinin yanısıra çifcinin adı verilen sarı çiçek açan bir türü daha bulunmaktadır. Zehirli bir bitki olduğu için Trabzon’un batısında “ağu” olarak da bilinen komar çeşitlerini, özellikle çifini yiyen hayvanlar zehirlenmektedirler. Bununla birlikte arıcılık yapan pek çok köylü arılarının çifin çiçeğine konmadığı iddiasındadır.

Günümüzde artık ziraatı yapılmayan ama ilkçağdan yakın zaman dek Doğu Karadeniz’de bol miktarda ekilen ve hasadı yapı-lırken uçuşan polenlerinden “kendir tutması” adı verilen rahatsızlığa sebep olan kendir ( Latince kannabis Sativa) bitkisinin adaylar arasında sayılmaması ilginçtir. Oysa kendir tarımının terkedilmesiyle bal zehirlenmelerinin de sona ermesi aynı zamana denk düş-mektedir. Muhtemelen bu olgu bir tesadüf değildir. Osmanlı döneminde yörede arıcılığın bazı köylerin temel geçim kaynağı olduğu gö-rülmektedir. 16. yüzyıl Tahrir defterlerinde Hemşin bölgesinde baldan 4800 akçe vergi alındığını görmekteyiz

balın zararları ve yan etkisi : Bebeklere 1 yaşına kadar bal yedirilmemesi tavsiye edilmektedir. Deli bal fazla miktarda yenildiğinde baş dönmesi, sarhoşluk, daha yüksek miktarlarda ise zehirlenme belirtileri gösteren Doğu Karadeniz’e özgü bal türü.








Benzer yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir